Kanada’ya gelişim planlı bir göç değildi. Açıkçası bu yolu isteyerek seçtiğimi de söyleyemem. Türkiye’de yaşadığım bazı ailevi sorunlar zamanla içinden çıkılamaz bir hale geldi. Uzun süre sabrettim, çözmeye çalıştım ama bir noktadan sonra hem kendi güvenliğim hem de çocuklarım için bir karar vermek zorunda kaldım.
İki çocuğum var. Büyük olan 16 yaşında, küçük olan ise 8. Küçüğüm kız, oğlum ise ergenliğin en yoğun döneminde. Bu kararı verirken en çok düşündüğüm şey onlardı. Çünkü bu sadece benim hayatımı değil, onların da tüm düzenini değiştiriyordu.
Kanada’ya iltica süreciyle geldik. O dönemde tam olarak neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. İnternetten okuduklarım vardı ama hiçbir şey yaşayınca anlaşılan kadar gerçek olmuyor.
İlk geldiğimiz günleri unutamıyorum. Bir yandan büyük bir rahatlama vardı, çünkü geride bıraktığımız hayat oldukça zorlu bir noktaya gelmişti. Ama diğer yandan, tamamen bilinmeyen bir hayat başlamıştı. Dil yok, çevre yok, iş yok… Sıfırdan başlıyorsun, ama bu sefer yanında iki çocukla.
İlk aylarda en zor şey dil oldu. İngilizce bilgim vardı ama günlük hayatın içinde yeterli olmuyordu. Resmi işlemler, okul görüşmeleri, basit bir telefon konuşması bile bazen gereğinden fazla stres yaratıyordu. Küçük kızım bu konuda benden daha hızlı adapte oldu. Çocuklar gerçekten farklı. Okula başladıktan sonra birkaç ay içinde benden daha rahat iletişim kurmaya başladı.
Oğlum için süreç biraz daha farklıydı. 16 yaşında olduğu için alışması daha zor oldu. Arkadaş çevresi, alıştığı hayat, dili… hepsinden bir anda kopmak kolay değil. Ama zamanla o da kendine bir yol buldu diyebilirim.
Benim için ise asıl zorluk iş bulma süreciydi.
Kendi alanımda bir iş bulmak neredeyse imkansız gibi görünüyordu. Deneyimim vardı ama Kanada tecrübem yoktu. Dil seviyesi de yeterince iyi değildi. Başvurular yaptım ama çoğu ya cevap gelmeden kapandı ya da reddedildi.
Bir noktada beklemek yerine bir şey yapmam gerektiğini anladım. O yüzden Uber yapmaya başladım.
Açıkçası bu benim planladığım bir şey değildi. Ama o an için en ulaşılabilir seçeneğim buydu. İlk başta biraz zorlandım. Şehir navigasyonu, trafik, insanlarla iletişim… ama zamanla alıştım.
Bugün hala Uber yapıyorum.
Tam olarak hayal ettiğim iş değil, ama şu an için hayatımızı sürdürebiliyorum. Kendi yağımızda kavruluyoruz diyebilirim. Büyük zenginlikler yok ama ayakta kalabiliyoruz.
Bu süreçte en çok gurur duyduğum şey ise oğlumla ilgili.
Yaklaşık bir yıldır buradayız ve o da yavaş yavaş sorumluluk almaya başladı. Önce küçük küçük işler yaptı. Sonra part-time çalışabileceği bir yer buldu. Çok büyük bir katkı değil belki ama onun bu isteği bana çok şey hissettirdi.
Çünkü o yaşta birinin bu kadar hızlı adapte olup katkı sağlamaya çalışması kolay bir şey değil.
Kızım ise bambaşka bir dünyada. Okulunu seviyor, arkadaşları var, dili hızla gelişti. Bazen onu izlerken şunu düşünüyorum: iyi ki bu kararı vermişim.
Tabii her şey kolay değil.
Kültür farkı hala hissediliyor. İnsan ilişkileri Türkiye’ye göre çok farklı. Komşuluk, yakınlık, sosyal bağlar… burada daha mesafeli. Bazen yalnız hissettiğim oluyor. Özellikle akşamları, çocuklar uyuduktan sonra o sessizlik biraz daha derin oluyor.
Ama aynı zamanda bir düzen kurmaya başladığımızı hissediyorum.
Bir yıl önce geldiğimiz noktayı düşündüğümde, bugün bulunduğumuz yer bana daha güçlü hissettiriyor. Hala yolun başındayız belki ama artık tamamen kaybolmuş değiliz.
Gelecek için hala birçok belirsizlik var. İltica süreci, oturum, iş bulma… hepsi zamana bağlı. Ama artık korkudan karar veren biri değilim. Daha bilinçli, daha sabırlı bir noktadayım.
Belki bugün yaptığım iş hayal ettiğim şey değil.
Belki hala tam olarak “yerimi buldum” diyemiyorum.
Ama şunu çok net söyleyebilirim:
Biz buraya sadece kaçmak için gelmedik.
Yeni bir hayat kurmak için geldik.
Ve bu hayat, yavaş ilerliyor olabilir ama adım adım inşa ediliyor.
