Alinti| Canadian Immigrant
Carney hükümetinin ilk yılında Kanada’nın göçmenlik sistemi, Trudeau döneminin son yıllarında görülen yapısal sorunların birçoğuyla mücadele etmeye devam ediyor. Ancak ortam artık daha farklı, daha temkinli ve bazı yönlerden daha huzursuz hissediliyor. Mevcut Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanı Lena Diab, önceki bakanlara göre çok daha az açıklama yapıyor ve hükümetin öncelikleri ya da uzun vadeli planları konusunda net sinyaller vermiyor. Bunun sonucunda göçmenlik avukatları ve sektör paydaşları arasında önemli değişikliklerin yaklaşmakta olduğuna dair güçlü bir his oluşmuş durumda, ancak bu değişikliklerin nasıl olacağı konusunda netlik bulunmuyor. Bu nedenle sistem yalnızca mevcut baskılar altında değil, aynı zamanda beklenti ve belirsizlik ortamında da çalışıyor.
Geçici Oturum Sahipleri ve Kalıcı Oturum Yolları
En büyük sorunlardan biri, Kanada’daki geçici oturum sahiplerinin sayısı ile kabul edilen kalıcı oturum kontenjanı arasındaki uyumsuzluğun devam etmesi. Son on yılda Kanada, iş gücü ihtiyaçlarını karşılamak için giderek daha fazla geçici işçiye ve uluslararası öğrencilere yöneldi. Ancak kalıcı oturum seviyeleri aynı hızda artırılmadı.
Bir dönemde geçici oturum sahipleri Kanada nüfusunun yüzde 7’sinden fazlasını oluşturuyordu. Carney hükümeti, Trudeau döneminin sonlarında başlatılan önlemleri devam ettirerek bu oranı 2027 yılına kadar yüzde 5’e düşürmeyi hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için ya geçici girişlerin azaltılması, ya kalıcı oturum kabulünün artırılması ya da her ikisinin birden yapılması gerekecek.
Sorunu daha karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise Quebec dışındaki Fransızca konuşan nüfus oranını yaklaşık yüzde 2’den yüzde 6’ya çıkarma hedefi. Kanada’da bu hedefi karşılayacak kadar Fransızca konuşan geçici oturum sahibi bulunmadığı için hükümet giderek yurt dışındaki adaylara yöneliyor. 2025 yılında ilk kez, Express Entry davetiyeleri Kanada Deneyim Sınıfı (Canadian Experience Class) adaylarından daha fazla sayıda yurt dışındaki Fransızca konuşan adaylara gönderildi.
Bu değişim, Kanada’da hâlihazırda çalışan ve hayat kurmuş birçok geçici oturum sahibinin kalıcı oturuma geçmesini daha da zorlaştırdı ve mevcut uyumsuzluğu derinleştirdi.
Politika Değişiklikleri ve Yetki Genişlemesi
Aynı zamanda yasal çerçevede de önemli değişiklikler yaşandı. 26 Mart 2026 tarihinde Bill C-12 yasalaştı. Bu yasa, Kanada’da bir yıl veya daha uzun süredir bulunan kişilerin mülteci başvurusu yapmasını anında engelliyor. Bu düzenlemenin on binlerce başvuruyu geçersiz hale getirmesi bekleniyor.
Yasa ayrıca hükümete göçmenlik belgelerini, hatta bazı başvuru kategorilerini tamamen iptal etme veya askıya alma konusunda geniş yetkiler veriyor. Bu yetkiler, birçok programın olağanüstü başvuru yığılmalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde geliyor. Start-Up Visa Programı, Self-Employed Class ve insani-merhamet gerekçeli başvurular gibi kategorilerde işlem süreleri artık onlarca yılı bulabiliyor ve bu durum programların sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan Trudeau hükümeti geçmişte yüz binlerce Ukraynalıya, on binlerce İranlıya ve diğer insani krizlere yönelik farklı programlar kapsamında çalışma izni verdi. Eğer hükümet bazı göçmenlik programlarını iptal eder veya iltica başvurularını sınırlandırırsa, bu insanların geleceğinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.
Başvuru Yığılmaları, Gecikmeler ve Zayıflayan Toplumsal Destek
Güvenlik incelemelerindeki gecikmeler de önemli baskı unsurlarından biri olmaya devam ediyor; özellikle Çin vatandaşları bu durumdan ciddi şekilde etkileniyor. Ek güvenlik incelemesi gerektiren başvuruların işlem süreleri standart sürelerin yıllar ötesine uzanıyor ve başvuru sahipleri uzun süre belirsizlik içinde kalıyor.
Tüm bu gelişmeler, kamuoyundaki değişen bakış açısıyla birlikte yaşanıyor. Kanada’da uzun yıllardır göçmenlik lehine olan toplumsal uzlaşının zayıfladığı görülüyor. Konut krizi, altyapı yetersizlikleri ve kamu hizmetlerindeki baskılar giderek daha fazla göç seviyeleriyle ilişkilendiriliyor.
Mart 2026’da göçmenlikle ilgili en büyük medya haberleri arasında, Auditor General raporunda uluslararası öğrenci programındaki dolandırıcılık iddiaları ve haraç çeteleri yer aldı. Sonuç olarak göçmenlik politikaları artık çok daha yoğun siyasi ve toplumsal inceleme altında bulunuyor.
Tüm bunların nasıl sonuçlanacağı ise hâlâ belirsiz. Baskılar giderek artıyor ve “işleri ciddi şekilde ele alan” bir başbakan döneminde önemli değişikliklerin geleceği hissediliyor. Ancak net şekilde ortaya konmuş bir vizyon olmadan sistem, farklı hedefler arasında savrulma riski taşıyor.
Önümüzdeki yıllar, Kanada’nın göçmenlik sistemini yeniden dengeleyip öngörülebilir ve toplum güvenini yeniden kazanmış bir yapıya dönüştürüp dönüştüremeyeceğini belirleyecek. Aksi halde belirsizliğin kendisi sistemin en belirgin özelliği haline gelebilir.
