Kanada’ya taşınmadan önce hayatımın büyük bölümü çalışmakla geçiyordu. İş hayatında başarılı olmak için ne kadar çok çalışırsam o kadar iyi sonuç alacağıma inanıyordum. Hafta sonları çalışmak, izin günlerinde telefonumu kontrol etmek ve mesai saatleri bittikten sonra e-postalara bakmak benim için sıradan alışkanlıklardı.
Kanada’ya geldikten sonra ilk işimi bulduğumda da aynı yaklaşımı sürdürdüm. İlk aylarda sürekli kendimi kanıtlama ihtiyacı hissediyordum. Her görevi eksiksiz yapmaya çalışıyor, mümkün olduğunca fazla sorumluluk almaya çalışıyordum. Yeni bir ülkede olduğum için diğer çalışanlardan daha fazla çalışmam gerektiğini düşünüyordum.
Ancak zamanla ilginç bir şey fark ettim. Çalıştığım şirketteki birçok kişi iş saatleri bittiğinde gerçekten işten ayrılıyordu. Bilgisayarlarını kapatıyor, ofisten çıkıyor ve ertesi güne kadar işle ilgili hiçbir şey düşünmüyorlardı. İlk başlarda bunu anlamakta zorlandım. Hatta bazı insanların yeterince hırslı olmadığını düşündüğüm bile oldu.
Bir gün yöneticimle yaptığım performans görüşmesinde beklemediğim bir şey duydum. Bana işimi iyi yaptığımı söyledikten sonra daha fazla dinlenmem ve yıllık izinlerimi kullanmam gerektiğini söyledi. İlk defa bir yöneticiden böyle bir tavsiye alıyordum.
Bunun üzerine uzun zamandır ertelediğim yıllık iznimi kullanmaya karar verdim. İlk birkaç gün boyunca sürekli işimi düşündüm. Telefona gelen e-postaları kontrol ettim ve iş yerinde neler olup bittiğini merak ettim. Ancak birkaç gün sonra zihnim yavaş yavaş rahatlamaya başladı.
Kanada’nın doğal güzelliklerini keşfetmek için küçük bir gezi yaptım. Daha önce yalnızca fotoğraflarda gördüğüm yerleri ziyaret ettim. Uzun zamandır ilk kez hiçbir toplantıya yetişmeye çalışmadan bir gün geçirdim. O zaman fark ettim ki yıllardır çalışmaya o kadar odaklanmıştım ki dinlenmenin de hayatın önemli bir parçası olduğunu unutmuşum.
Kanada bana sadece yeni bir ülke ve yeni bir kariyer sunmadı. Aynı zamanda iş ve özel hayat arasında daha sağlıklı bir denge kurmayı da öğretti. Bugün hâlâ çalışmayı ve üretmeyi seviyorum. Ancak artık boş zamanın, ailenin, hobilerin ve dinlenmenin de en az kariyer kadar önemli olduğunu biliyorum.
Kanada’ya yeni gelen birçok kişinin ilk yıllarda sürekli çalışmaya odaklandığını görüyorum. Bu oldukça normal. Yeni bir hayat kurmaya çalışırken insanların maddi ve profesyonel hedeflere öncelik vermesi anlaşılabilir bir durum. Ancak zamanla öğrendiğim en önemli derslerden biri şu oldu:
İyi bir hayat sadece kariyerden oluşmuyor.
Bazen yaptığınız en değerli yatırım, bir günlüğüne bilgisayarı kapatıp hayatın tadını çıkarmaktır.
